Bazen moral olarak düşüyoruz, üzülüyoruz, umutsuzluğa kapılıyoruz, olmayacak diye korkuyoruz ya işte o an çok önemli bir an…
✨Önce dur, dinle içini.
✨Ağlayacaksan ağla, haykıracaksan haykır.
✨Kabul et duygularını.
“Neden iki kulağımıza karşı bir dilimiz var? Çok dinleyelim, az konuşalım diye. “
Romanos Diogenes
Bir düşünün…
Sorunlarımızı yakınlarımızla/arkadaşlarımızla paylaşırken hemen çözüm bulmalarından öte yanımızda olmaları, sadece bize
Güvenli alan, diğer bir deyişle ‘konfor alanı.’ Günümüzün popüler sözü.
İnsan rahat ve güvende hissettiğinde buradadır. Aslında, fanustadır bir yandan da çünkü korku ve kaygıları onu buraya mahkum eder.
Alttan alayım hadi, aman şimdi sorun çıkmasın, aman kimse üzülmesin, yanlış anlaşılmasın, sabredeyim, susayım, tolerans göstereyim diyen var mı bazı ilişkilerinde?
Ne oluyor sonra?
Ani öfke patlamaları oluyor. Kızgınlık yaşanıyor.
Bir koç olarak önce şunu sorabilirim bu konuda;
SENDROMSUZ PAZARTESİ İÇİN NEYİ DEĞİŞTİRMEN GEREKİYOR?
SENİ NE MOTİVE EDER?
Ama ondan da öte şunu paylaşmak istiyorum. Yapılan bir bilimsel
Koçluk yaparken en sık karşıma çıkan konulardan biri; hayatı kontrol etmeye çalışmaktan sıyrılıp, rahatlama isteği…
Mükemmeliyetçilik, endişe-kaygı, ilgi ya da onay isteği, değersiz hissetmek ya da başarısız gözükmek istememek
Başarı ve inanç o kadar doğru orantılıymış ki…
Hatta en büyük başarı kendine inanmakmış.
Büyüdükçe ve olgunlaştıkça, tecrübelerle ben kendi adıma daha da iyi anladım.
Bir şeyi gönülden istiyorsun diyelim.








